Magazin

Yaprak Medine: En orantısızı anaçlık

MELİKE BİRGÖLGE İlk işiniz Menajerimi Ara dizisinde Beren karakteri ile dikkatleri çektiniz. Sonrasında da ilgiyle izlenen ‘Son Yaz’ dizisine …

Yaprak Medine: En orantısızı anaçlık

MELİKE BİRGÖLGE

İlk işiniz Menajerimi Ara dizisinde Beren karakteri ile dikkatleri çektiniz. Sonrasında da ilgiyle izlenen ‘Son Yaz’ dizisine dahil oluşunuzun hikayesiyle başlayalım mı sohbetimize?

‘Menajerimi Ara’ sonrası birçok işle görüşmeye başlamıştık zaten. O süreçte ‘Son Yaz’ dizisinde ‘Cemre’ karakteriyle de yollarımız kesişti. Audition metni Cemre’yi sevmem için yeterli olmuştu bile ama Cemre’nin dışında, zaten çok beğendiğim bir işti. Hatta daha biz görüşmeye başlamadan ablamın annemle, benim ‘Son Yaz’ kadrosunda yer almam konusunda bir konuşması olmuş. Ben bunu daha sonrasında öğrendim. Artık ablamın güzel enerjisinden midir, tesadüf müdür bilmiyorum ama benim için dahil olmaktan onur duyduğum bir iş oldu.

‘Menajerimi Ara’ dizisinde, ilk oyunculuğunuzda canlandırdığınız; durumları lehine çevirmeye çalışan, hırslı bir karakterdi Beren. Yeni işiniz ‘Son Yaz’da karşımıza çıkan Cemre nasıl biri?

Cemre, mafyanın içinde büyümüş ama o dünya düzenine hiç inanmamış. Aile bağları kuvvetli, samimi, her şeyi tartan, zeki, güçlü, anaç bir kadın.

Son Yaz’ dizisindeki rolünüzü kabul etmenizdeki en büyük etken ne oldu peki?

Her şeyiyle içinde bulunmak istediğim bir işti zaten. Çalışmaya başladıktan sonra da bu isteğimde ne denli haklı olduğumu gördüm. Ekranda iyi bir iş görmek var ama onunda dışında, o ekrandan göremediğiniz şahane bir ekip var. İşini her detayıyla sahiplenip, titizlikle çalışan insanlar hepsi. Böyle insanlarla çalışıyor olma şansını yakalayıp üzerine iyi bir iş çıkarmaktan daha ilgi çekici ne olabilir ki?

İÇİNİZDE KARAKTERE YER AÇIYOR OLMAK, KARAKTERE EN BÜYÜK KATKI!

Farklı bir karakteri canlandırırken kendinizden kattıklarınızın payı ne kadar ve neler?

Aslında kendi içinizde o karaktere yer açıyor olmak ona en büyük katkı bence. Onu tanımaya çalışmak, merak etmek, keşfetmek. Ki aslında ona kattığınız her şey de onu anlamakta yatıyor.

KONTROL EDEMEDİĞİM BİR ŞEKİLDE TÜM İLİŞKİLERİMİ ANNELİK ÜZERİNE KURUYORUM!

Kendi karakterinizin en belirgin özellikleri nelerdir peki?

En orantısızı anaçlık… Kontrol edemediğim bir şekilde tüm ilişkilerimi annelik üzerine kuruyorum. Bunu yapmam için insanları tanımam bile gerekmiyor. Hemen sahiplenip, koruyup, kollamak istiyorum. Onun dışında işkolik bir yanım var. Normalde yaşadığım her şeyi eğlenceli hale getiririm. Sadece işimle ilgili bir problem yaşadığımda aşırı obsesifleşiyorum.

Oyunculuğa ilk göz kırpışınız ne zaman, nasıl…

9 yaşındayken… Ablam okul tiyatrosundaydı. Ben de zaten sürekli onunla çalışmalara katılırdım, onları izlerdim. Orada olmaktan çok mutlu olurdum. Çalıştıkları oyunun bir noktasında iki küçük kız çocuğu gerekti. Ve oyunculukla ilk bağım; o. Aslında küçücük ama bana dev gibi gelen sahnede oldu. Ablam da beni tiyatroya soktu. Sahneye bir saniye çıktım ve rolüm sahnede koşmak. Üçüncü sınıfa giden bir çocuk için dünyanın en güzel duygusuydu. Ortaokul sürecinde sürekli okul tiyatrosundaydım. Üniversitede aileme konservatuara gitmek istediğimi söyledim. Onlar da benim önce altın bilezik olarak adlandırılan bir meslek seçmemi istediler.

Ve üniversitede diyaliz bölümünde okuyup donduruyorsunuz. Sonra… Planlarınızın arasında sağlık okumak var mıydı?

Yoktu. Kaptanlık, pilotluk gibi meslekler düşünüyordum. Şans eseri bir şekilde Sağlık Meslek Lisesi’ne gittim. Üniversitede yine diyaliz bölümünü kazandım. Birkaç ay gittikten sonra üniversiteyi dondurdum. İkinci yıl yine istemedim. Bu sefer donduramadığım için üniversiteyi bıraktım. O sıra hemşirelik yapıyordum. Hemşireliğimin üçüncü senesinde modellik yapmaya başladım.

Yaprak Medine: En orantısızı anaçlık

ARKADAŞIMDAN ÖNCE KENDİME BİLE BAHANE BULAMADIM!

Hemşireliği bırakıp, modelliğe geçişiniz peki?

Hem modellik yapıyordum hem hemşirelik. Artık yetişemiyordum. Arkadaşım ‘İstediğin şeyi yapmak için neyi bekliyorsun?’ dedi. Arkadaşımdan önce kendime bile bahane bulamadım. İki gün sonra istifamı verdim.

Hemşireliğinizin üçüncü yılında modellik teklifi almanız enteresan. Nasıl oldu bu gelişme?

İnstagram’dan küçük bir butik sosyal medya hesaplarında paylaşmak için böyle bir teklifle geldi. Kendi hallerinde telefonla fotoğraflar çektikleri bir sistemleri vardı. Ama ben o dönemde kendi halinde bile fotoğraf çekmeyen biriydim. ‘En kötü ne olabilir ki?’ diyerek bir cesaret oraya gidişim hayal bile edemeyeceğim modellik kariyerimin ilk adımı oldu.

Modellik yaparken, oyunculuk kıvılcımını ateşleyen neydi?

Çocukluğum konservatuvara gitme isteklerimle geçmişti zaten ama bu istek ve arzular aile kalkanlarına çarpıp sonuçsuz kalmıştı. Konusu açılmışken, bugüne kadar hiç bahsetmediğim bir konudan bahsetmek istiyorum. Çocukken kendi isteklerinizle ailenizinki çakıştığında, onlardan bağımsız kendi çabalarınızla bir şeyler yapmayı deniyorsunuz. Ben de her şeyden bihaber, oyuncu olmak için birinin bahsettiği bir ajansa gitmiştim. Hani şu insanların hayallerini sömürüp bunu ticarete dönüştürenlerden. Yıllar sonra ise o kıvılcımı yeniden ateşleyen, güvendiğim bir menajerle tanışmam oldu.

ÇOCUKKEN AİLEME KARŞI GELECEK CESARETİM YOKTU!

Sanatla ilgili işler yapmak isteyen hemen her bireyin ailenin istediği altın bileziği takmanızın özgüveniyle mi daha rahat oyunculuk hayalinizin peşine düştünüz?

Modelliğe başlamam, benim için istediğim yola gitme vaktimin geldiğinin belirtisiydi. Çocukken aileme karşı gelecek cesaretim yoktu. Ama şimdi bir şansım vardı.  Ailem bu noktada beni destekledi. Bir meslek sahibi olunca, onların da içi rahatlamış oldu. “Artık istediğin her şeyi yapabilirsin” dediler. 

HAYAT, SEN PLAN YAPARKEN, BAŞINA GELENLERDİR!

Pilot, kaptan gibi meslekleri düşlerken, sağlık okumanız, akabinde oyunculuk yapmanız hayata dair neleri küpe yapıyor insanın kulağına?

Bu aralar John Lennon’un ‘Hayat, sen plan yaparken, başına gelenlerdir.” sözünü söyleyip duruyordum tam.

Yaprak Medine: En orantısızı anaçlık

EKİBİ İLK GÖRDÜĞÜMDE ÇIĞLIK ATTIM!

 İlk oyunculuk tecrübeniz çok deneyimli oyuncularla, çok izlenen ‘Menajerimi Ara’ dizisiyle oldu. İlk işinizde değerli ve çok sevilen Canan Ergüder, Barış Falay ve Ayşenil Şamlıoğlu gibi usta isimlerle çalışacağınızı öğrendiğinizde neler geçti aklınızdan?

 Hayatımdaki en önemli olaylardan biriydi ‘Menajerimi Ara’ hikayem. Hayranlıkla izlediğim insanlarla çalışma arkadaşı olmanın duygusunu tarif edemem size. Ekibi ilk gördüğümde çığlık attım. (Gülümsüyor) Beni çok mutlu etmişti. Çalışmaya başladığımda da gerçekten hepsini çok sevdim. Hem çok heyecanlı, hem çok hayran, hem de çok meraklıydım.

 Yarım Kalan Aşklar dizisinde de rol adınız.

Benim rolüm iki bölümdü. O projeyi bir kısa süreli de olsa deneyimli hoca ve oyunculardan bir şeyler öğrenme deneyimi olarak gördüğümüz için kabul etmiştim. O zaman Menajerimi Ara yoktu. Benim karakterim genç bir kız. Sevgilisiyle yolculuk yaparken bir adama çarpıyor. Onu kurtarmaya çalışırken can havliyle adamı öldürüyor. Öldürdüğü adam dizinin başından itibaren sürekli mafya tarafından öldürülmeye çalışıyor, ama minnacık, kolej etekli bir kız onu yanlışlıkla öldürüyor. 

KENDİMİZDEN UZAKLAŞTIRILDIĞIMIZ, DUYGULARIMIZI TANIMADIĞIMIZ BİR SİSTEMİN İÇİNDE YAŞIYORUZ!

Oyunculuk, bir insanda neleri dönüştürüyor?

Her şeyi. Her şeyden öte kendinizi tanıyorsunuz. Maalesef ki biz kendimizden uzaklaştırıldığımız, duygularımızı tanımadığımız bir sistemin içinde yaşıyoruz. 0 yüzden kendimizi tanımanın önemini de anlayamıyoruz. Anladığınızda tüm düşünce biçiminiz, çizgileriniz, karakteriniz dönüşüme uğruyor. Yaşadığınız her anda daha fazla olmaya çalışıyorsunuz. Beden ve zihninizin sizden bağımsız neler yaptığını görüyorsunuz. Kısaca farkındalığınızı arttırıyorsunuz da diyebiliriz.

‘Gerçekler daima ortaya çıkar’ diye cümleniz aklımda kalmış. Peki size yol gösteren, düsturunuz, gördüğünüz, hayata dair en önemli ve en öncelikli gerçeğiniz nedir?

Ailemin içime işlediği değerler. Merhamet sevgi, saygı, birlik ve beraberlik, sevgi, dostluk… Ben hayatımı bu gerçeklere oturtuyorum. Tüm hayatımı da o çerçevede yaşamaya çalışıyorum.

‘Bugün mutluluktan müebbet yesek yarın af çıkar’ demiş bir karakter… Nedir mutluluğun sırrı?

Mutluluğun sırrını bilecek mertebede hissetmesem de, benim mutluluğumun sırrı her şeyi sevmek, iyiyi kötüyü sevmek.

PİYANO DİNLERKEN, O SENFONİDE PİYANİSTİN NE HİSSETTİĞİNİ HAYAL ETMEYİ SEVİYORUM!

Piyanistleri araştırıyormuşsunuz. Piyanoya olan özel ilginizin kıvılcım tuşları ne zaman ve ne şekilde ses verdi?

Aslında henüz istediğim şekilde bir bağ kuramadık. Nerde başladığından da emin değilim. Piyano dinlerken, o senfonide piyanistin ne hissettiğini hayal etmeyi seviyorum.

Sosyal medyanın çirkin taraflarına maruz kalıyor musunuz? Tepkiniz ne şekilde oluyor?

Artık eğlenmeye geçiyorum bununla. Üzerimdeki etkilerini benim için iyi bir duyguya evirmeyi deniyorum.

KENDİMİZİ SEVSEK, KİMSEYLE BİR DERDİMİZ KALMAYACAK!

Göz önünde olan biri için “Ne yaparım da bu insanı mutsuz ederim” diye düşünenler ve sosyal medya zorbalığı için neler söylemek istersiniz?

Kendimizi sevsek, kimseyle bir derdimiz kalmayacak da, kendimizi sevmiyoruz işte.

En son ne için içten güldünüz?

‘Kuşların bir şeye bakarken boyunlarını kıvırıp kafa falan çevirmeleri çok komik. Hayırdır tombalak neye şaşırdın’ diye bir twit okuyup buna dakikalarca gülmüştüm. Yine gülüyorum. (Gülümsüyor)

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

%d blogcu bunu beğendi:

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL